İşçi Öğrenci Birliği adına konuşan Onur Gedik, ülke gündeminde yer alan köprü ve otoyolların devri iddiaları ile çeşitli ekonomik ve çevresel konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasına dayanışma mesajıyla başlayan Gedik, “Sözlerimize başlamadan önce, bugün ortak konuşma yaparak bizimle dayanışma gösteren İlerici Cumhuriyet Birliği’ne teşekkür ediyor, bu dayanışmanın büyüyerek sürmesini diliyoruz.” dedi.
Köprülerin devredileceği yönündeki tartışmalara değinen Gedik, geçmişte de benzer girişimlerin olduğunu hatırlatarak, “Halkımız, gündemi takip ediyorsanız köprülerin satılması hakkında dolaşan haberleri görmüşsünüzdür. Bu mesele yeni değildir.” ifadelerini kullandı. Gedik, iki köprü ve yedi otoyolun 25 yıllığına devredilmek istendiğini savunarak, bunun geçiş ücretlerine yansıyacağını öne sürdü.
Stratejik geçişlerin kontrolünün önemine vurgu yapan Gedik, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan köprülerin işletmesinin devredilmesinin olası kriz anlarında tartışma yaratabileceğini dile getirdi. Özelleştirmenin lojistik maliyetleri artıracağını savunan Gedik, bunun temel tüketim ürünlerine kadar geniş bir etki oluşturacağını belirtti.
Geçmiş projelerden örnekler veren Gedik, yap-işlet-devret modeliyle işletilen Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile ilgili sürecin kamuoyuna yeterince açıklanmadığını öne sürdü. Gedik, köprülerin işletmesinin devredilmesine karşı olduklarını belirterek, “Geleceğimizi ipotek ettirmeyeceğiz!” dedi.
Açıklamasında Kanal İstanbul projesine de değinen Gedik, projenin ekonomik, çevresel ve diplomatik sonuçları olacağını savundu. Kanalın tatlı su kaynakları, tarım alanları ve deprem riski açısından olumsuz etkiler doğurabileceğini ifade eden Gedik, projenin ülkeye fayda sağlamayacağını öne sürdü.
Eskişehir’deki maden faaliyetlerine de değinen Gedik, nadir toprak elementlerinin stratejik önemine dikkat çekerek, çıkarım sürecinde çevresel riskler oluşabileceğini söyledi. Kaynakların ham madde olarak ihraç edilmesi durumunda ekonomik kayıp yaşanacağını savunan Gedik, Eskişehir halkına dikkatli olma çağrısında bulundu.
Açıklamanın sonunda çeşitli öğrenci ve işçi eylemlerine de değinen Gedik, “Halkımız, biz burada bağırmak için değil, uyarmak için konuşuyoruz. İşinden, aşından, evinden olan halk; yarın vatanını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bizi anlayın.” ifadelerini kullandı.


















