Erzincan İliç’teki maden faciasının üzerinden geçen iki yıla rağmen adalet arayışı sürerken, Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu ile Ekoloji Derneği kentin dört bir yanını saran maden kuşatmasına karşı meydanlara çıktı. Dernek Başkanı Filiz Fatma Özkoç, İliç’teki ekolojik yıkımın asli sorumlularının yargılanmadığı bir düzende, Eskişehir’in Alpagut ve Kaymaz projeleri ve Sarıcakaya bölgelerinin de büyük bir risk altında olduğunu savundu. “Cezasızlık politikası yeni faciaların davetiyesidir” diyen Özkoç, özellikle Cengiz Holding ve Koza Altın’ın kentin su kaynaklarını ve topraklarını tehdit eden projelerine karşı topyekûn bir mücadele çağrısı yaptı.
İliç’ten Yenişehir’e: Cezasızlık Sarmalı ve Ekolojik Yıkım
13 Şubat tarihi, Türkiye ekoloji mücadelesi için sadece bir takvim yaprağı değil, bir “kara gün” olarak nitelendiriliyor. Filiz Fatma Özkoç, İliç’te dokuz emekçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan facianın üzerinden geçen iki yıla rağmen, sömürgeci şirket yöneticilerinin ve izin veren kamu görevlilerinin yargılanmadığını vurguladı. Özkoç’a göre, 10 milyon metreküplük siyanürlü malzemenin kaymasıyla oluşan devasa yıkım, basit çevre cezalarıyla örtbas edilmeye çalışılıyor. “Bu ülkede maden şirketlerine verilen para cezaları, insan hayatının ve doğanın bedeli haline getirilmiştir” sözleriyle, cezasızlığın yeni felaketleri tetiklediğine dikkat çekti.
Özkoç, İliç’in acısı tazeyken Bursa Yenişehir’de yaşanan atık barajı patlamasını örnek göstererek, denetimsizliğin ve “ÇED Olumlu” kararlarının otomatiğe bağlanmasının bedelini halkın sağlığıyla ödediğini dile getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, ÇED mekanizmasını doğayı koruyan bir denetim aracı olmaktan çıkarıp, sermayenin faaliyetlerini meşrulaştıran bir “onay makamı” haline getirdiğini savundu.
Eskişehir’in Maden Kıskacı: Kaymaz ve Alpagut Tehlikesi
Açıklamasının odağını doğrudan Eskişehir’e çeviren Özkoç, kentin yerel değerlerinin maden şirketlerinin kâr hırsına feda edildiğini iddia etti. Özellikle Cengiz Holding’in işletmeye hazırladığı Alpagut-Atalan Altın Madeni projesinin bölgenin engebeli yapısı nedeniyle yüksek heyelan riski taşıdığını belirten Özkoç, bilimsellikten uzak yürütülen ÇED süreçlerinin faciaya davetiye çıkardığını söyledi. Alpagut’taki riskin İliç’ten farksız olduğunu hatırlatan Özkoç, bölgenin tarımsal ve ekolojik yapısının geri dönülemez şekilde bozulacağı uyarısında bulundu.
Koza Altın’ın Kaymaz’daki faaliyetlerini ise “Eskişehir’i maden çöplüğü haline getirme girişimi” olarak tanımlayan Özkoç, Çanakkale’den getirilecek cevherlerin Kaymaz’da siyanürle işlenecek olmasına sert tepki gösterdi. Bu projeye karşı açılan davaların “ehliyet yokluğu” gerekçesiyle reddedilmesini eleştiren Özkoç, “Kaymaz zaten bir hayalet kasaba olma yolunda, kanser vakaları artmış durumda. Hakkını arayan yurttaşların davalarının etkilenmeyeceksiniz diye reddedilmesi yargının geldiği noktanın en açık göstergesidir” dedi.
Yargı Çelmesi ve “Bilirkişi Keşfi” İçin Seferberlik Çağrısı
Sarıcakaya ve Alpagut projelerindeki hukuksuzluklara da değinen Özkoç, Eskişehir Barosu ve Eskişehir Bilecik Tabip Odası’nın açtığı davaların usulden reddedilme girişimlerine dikkat çekti. Halk sağlığını ve hukuki denetimi ilgilendiren bu dosyaların esastan görüşülmemesinin, yaşam hakkına bir saldırı olduğunu belirtti. Yakın zamanda Alpagut bölgesinde yapılacak bilirkişi keşfinin tarihi bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Özkoç, tüm Eskişehir halkını sahada olmaya çağırdı. “Keşif sahasında bu projenin Eskişehir için ne kadar hayati olduğunu anlatmaya devam edeceğiz” dedi.
Madencilik faaliyetlerinin hoyratça su kullanımı, kentin zaten kapısında olan su krizini daha da derinleştiriyor. Özkoç, sel ve heyelan gibi afetlerin son 24 yıldaki yönetim anlayışının bir sonucu olduğunu belirterek; iklim krizinin yandaş şirketleri kollayan denetimsizlikle harmanlandığını savundu. Eskişehir’in su varlıklarının, maden şirketlerinin kontrolsüz kullanımına bırakılmayacak kadar kıymetli olduğunu ifade etti.
“Eko-Yıkıma Karşı Meydanlarda Olacağız”
Filiz Fatma Özkoç, açıklamasını bir direniş kararlılığıyla noktaladı. İliç ve Yenişehir facialarının Eskişehir’de yaşanmaması için var güçleriyle mücadele edeceklerini belirten Özkoç; doğayı sadece bir kaynak, yaşamı ise bir maliyet kalemi olarak gören zihniyete karşı meydanlarda olacaklarını duyurdu. Eskişehir Ekoloji Derneği’nin bu çıkışı, kentin yerel dinamiklerini harekete geçirirken, maden projelerine karşı toplumsal muhalefetin yeni bir evreye girdiğinin sinyallerini verdi. Platform, önümüzdeki günlerde bilirkişi keşifleri ve bilgilendirme toplantılarıyla eylem planını sürdüreceğini açıkladı.
