2026 Eskişehir İmsakiyesi
  • İmsak 00:00
  • Güneş 00:00
  • Öğle 00:00
  • İkindi 00:00
  • Akşam 00:00
  • Yatsı 00:00
  • İftara kalan süre
    00
    SAAT
    :
    00
    DAKİKA
    :
    00
    SANİYE

  1. Haberler
  2. eskişehir
  3. Deniz Topkan Eskişehir’de konuştu

Deniz Topkan Eskişehir’de konuştu

SES Genel Merkez Mali Sekreteri Deniz Topkan, Eskişehir’de yaptığı açıklamada sağlık ve sosyal hizmet alanındaki personel eksikliğine, mobbing uygulamalarına, düşük ücretlere ve koruyucu sağlık hizmetlerinin zayıflatılmasına dikkat çekti.

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Merkez Mali Sekreteri Deniz Topkan, Eskişehir’de gerçekleştirdikleri ziyaret kapsamında sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İki gün boyunca kentte çeşitli kurumları ziyaret ettiklerini belirten Topkan, Türkiye genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de personel eksikliği, mobbing, keyfi idari uygulamalar ve ekonomik kayıpların emekçileri derinden etkilediğini ifade etti. Sağlık hizmetlerinde randevu krizinden kısa muayene sürelerine, sosyal hizmetlerde ise dezavantajlı gruplara yönelik uygulamalara kadar birçok başlıkta sistemin tıkandığını vurgulayan Topkan, hem çalışanların hem de hizmet alan yurttaşların taleplerini görünür kılmaya devam edeceklerini söyledi.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkez Mali Sekreteri Deniz Topkan şu ifadeleri kullandı:

“Eskişehir’de olmaktan, bu temiz ve güzel şehirde 2 gündür arkadaşlarımızla birlikte dolaşmaktan mutluyuz. Ben de öncelikle basın emekçilerini, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu adına saygıyla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, 30 yılı aşkın bir süredir alanda mücadele eden Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), hem bir taraftan çalışanların sorunlarının gerçek sahiplenicisi oldu ve bu anlamda bir mücadele yürüttü ama aynı zamanda bizi diğer sendikalardan farklı kılan sadece sağlık çalışanlarının sorunları değil, aynı zamanda hizmet verdiğimiz, sağlık ve sosyal hizmet alanında bizlerden hizmet gören halkımızın da sorunlarını önceleyen bir pozisyonda olmak ve onların da taleplerini görünür kılmak adına bir mücadele yürütüyoruz.

Tabii sağlık ve sosyal hizmet emekçileri yıllardır hem sağlık alanında hem sosyal hizmet alanında hizmet verirken; eşit, nitelikli, ücretsiz bir hizmeti sunma ve halkımızın da bu hizmeti alırken kaliteli bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli gayreti gösteriyorlar. Ama bugün halkımızın içinde bulunduğu koşullara baktığımız zaman ne yazık ki randevu sistemlerine ulaşamama, yine aynı şekilde çok kısa süreli muayene olma, işte bir hekime 100’lerce hastanın düştüğü bir yerde bunlardan faydalanamama durumları var.

Sosyal hizmet iş kolumuzda özellikle yaşlılar, kadınlar, çocuklar ve engellilerin, dezavantajlı grupların bu hizmetlere ulaşırken bunların bir lütuf, bir ulufe olarak dağıtılması ve hükümetin sanki sadaka veriyormuşçasına yaklaşıyor olması, halkımızın yaşadığı sıkıntıları da gösteren bir yerdedir. Tabii bu hizmeti verirken aynı zamanda kışkırtılmış sağlık algısı nedeniyle de özellikle bu hizmeti alanlarla çalışanların karşı karşıya getirildiği bir yaklaşımla da karşı karşıyayız.

Bizler bir işi yaparken 3-4 kişinin yapması gereken bir işin bir kişinin üzerine yıkıldığı, çok fazla angarya, fazla çalışma ve bu anlamda mesleki doyumsuzlukların olduğu bir süreci de birlikte yaşıyoruz. Yine Eskişehir’de hem birimlerimizi, kurumları dolaşırken emekçi arkadaşlarla yan yana gelirken gördüğümüz şeylerin başında, tüm Türkiye’de olanlardan bir tanesi; personel eksikliğinin ciddi bir safhada olduğu gerçeğidir. İkincisi, arkadaşlarımızın özellikle keyfi idarecilerin tutumları ve iş bilmezlikleri nedeniyle uygulanan mobbing, şiddet ve baskıya buradaki arkadaşlarımızın da maruz kaldıklarını en azından izlemiş olduk.

Buradaki arkadaşlarımızın, özellikle kadın emekçilerin çalışırken bir ebeveyn olarak aynı zamanda çocuklarından uzak bir yere gitmeme korkusu var. Çünkü idarecilerin en büyük keyfi uygulamalarından bir tanesi; yer değiştirme, başka bir yere sürgün etme gibi tehditleri de barındıran bir pozisyonda olmalarından kaynaklı yaşanan tüm mobbinglere karşı sessiz olduklarını ve bu anlamda tepki gösteremediklerini de gözlemledik.

Tabii tüm bunlarla beraber özellikle insanların çalışırken daha iyi bir yaşam sürebilmeleri noktasında gelecek kaygılarının olmaması ve bu anlamda aldıkları ücretlerin, temel ücretlerin insanca yaşamaya yetecek bir ücret talebinin de giderilmemiş olması, yüzdelik zamlara mahkum edilmesi, insanlarımızın yarın emekli olma hayallerinin bile ertelenmesine, ötelenmesine sebep olduğunu görüyoruz. Birçok arkadaşımız bizler 65 yaşında emeklilik taleplerini ifade ederken buna karşı çıkıp “mezarda emeklilik” dediğimiz vurgularda, bugün insanlar gelecek kaygısı taşımadan kaynaklı 65 yaşında dahi emekli olamamanın koşullarını ve sorularını ne yazık ki bize sormak durumunda kaldılar. Çünkü insanlar artık emekli oldukları zaman ev kiralarını ya da çocukları okuyorsa onların geleceği ile ilgili de ciddi bir endişeyi beraberinde taşıyorlar.

Yine bildiğiniz gibi özellikle hem birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti veren birimlerimizde bugüne kadar yaşadığımız, işte eskiden daha önce sağlık ocakları vardı biliyorsunuz, koruyucu sağlık hizmetinin topyekûn birlikte verildiği alanlardı. Beraber ürettiğimiz; ebesiyle, hemşiresiyle, laboratuvarıyla, sağlık memuru ve hekimiyle beraber ürettiğimiz, alanda beraber çalıştığımız ve koruyucu sağlık hizmetini öncelediğimiz alanlardı. Ama aile sağlığı merkezlerinin açılmasıyla beraber bu hizmet ne oldu? Devlet tarafından karşımıza şu şekilde geldi: “Sizin bir aile hekiminiz olacak ve bunlar sizin emrinizde olacak” gibi bir kışkırtılmış sağlık algısını da beraberinde getirdi.

Her geçen gün bu birimlerde de ciddi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. İşte gebe izleminden yaşlı takibine, çocuk takibine, bu anlamda aşıların takibine kadar birçok hizmeti veren birimlerimiz var ama bugün geldiğimiz yerde bizler koruyucu sağlık hizmetinin insanların hastalanmaması üzerine kurgulanması gereken bir sistemin, bugün daha fazla nasıl hasta olursunuz, daha fazla nasıl muayene olursunuz üzerinden bir sistemle karşı karşıya kaldık.

Aile sağlığı merkezlerinde eğer siz bir hekim olarak hastalara ulaşmamışsanız ve bu anlamda verilen rakamlara gelip bu insanların muayene olmaları için ikna edememişseniz, aldığı ücretlerde ciddi bir düşüşü de beraberinde ne yazık ki görüyoruz. Yani devlet bir taraftan hem insanların hasta olmasıyla ve bu anlamda para kazanmanın da koşulunun insanların gelip sağlık ocağında ya da aile hekiminde muayene olmasını önceleyen bir pozisyona geliyorlar. Her geçen gün yeni bir sistemle, karmaşık sistemlerle çalışan arkadaşlarımızın iş barışını bozar bir pozisyonda olduklarını da ne yazık ki hepimiz görüyoruz.

Bunları özellikle bizler aylardır, yıllardır ifade ediyoruz. Özellikle 13 yaş üstü kız çocuklarının HPV aşısının ücretsiz devlet tarafından yapılmasını bir şekilde talep ederken, halen bunların eczanelerde 4.000 ya da 5.000 lira civarında satıldığını ve bir sağlık hizmetine ulaşmanın her geçen gün daha da artan maliyetler olduğunu hepimiz görüyoruz. Bizler daha önce bebek ölümlerinden tutup insanların gerçekten kâr hırsıyla, kapitalist sistemin bu kâr anlayışıyla insanları hasta eden, insanları hastaneye bağımlı kılan ve bu anlamda insan yaşamının bile ötelenebildiği bir dönemi hep beraber yaşadık.

Onun için sağlık sisteminin bir şeyi vurgularken ya da mücadelesini verirken; hem çalışan arkadaşların ekonomik özlük taleplerinin ve gelecek kaygılarının ortadan kalkması hem yaptığımız işte her birimizin profesyonel olarak yaptığı iş tanımları üzerinden bu muğlaklığın giderilmesi noktasında hem de gerçekten bir hizmeti verirken hizmet verdiğimiz bireylere en nitelikli hizmeti verebilmenin koşullarının yaratılması noktasında bugüne kadar alanda mücadele eden bir örgüt olarak bundan sonra da edeceğiz. Ama Eskişehir’de böylesine birçok uygulamada, sağlık alanında uygulanan uygulamada pilot il olarak seçilen Eskişehir’in bugün geldiğimiz aşamada liyakatsiz yöneticiler eliyle ne yazık ki bu sistemin her geçen gün daha da kötüleştiğinin bir şekilde burada da gözlemcisi olduk.

Özellikle önümüzdeki dönem hem tüm illerden doğru gelen sorunları merkezi bir boyutta çalıştaylarla Ankara’da bir daha bir araya getirme ve tüm yerellerin taleplerini görünür kılarak hem mecliste grubu olan tüm partilerle görüşüp bu sorunları gündemleştirmek, hem çalışan arkadaşlarımızın sorunlarını iletmek hem de halkımızın daha nitelikli bir hizmet alabilmesinin koşulları içinde mücadele edeceğimizi burada bir kez daha vurgulamak isterim.

Sosyal hizmet alanımız gerçekten biraz önce de ifade ettim, özellikle yaşlıların, kadınların, çocukların, dezavantajlı grupların, engellilerin olduğu bir alan. Ama bugün geldiğimiz aşamada bu alana bakış tamamen devletin bir sadaka kültürüyle bir lütufta bulunuyormuş gibi bir algıyla yönettiği bir birim haline geldi. Her geçen gün uyuşturucu bağımlılığının arttığı, çocuk istismarının, tacizlerin arttığı bir dönemde, işte aile yılı olarak ilan edilen bir dönemde bizlerin sosyal hizmete bakışı devletin şu şekilde gelişmeye başladı: İşte yeni doğan çocukları arayıp sanki gerçekten arkadaşlarımızın farklı bir çalışması ve işi yokmuş gibi arayıp tebrik edin, hayırlı olsun deyin ve çocuk yardımı alacağını ifade edin üzerinden bir vurgu. Oysa ki biz işte aile yılı olarak ilan edilirken bile hem ailelerin hem çocukların hem dezavantajlı grupların çok daha iyi koşullarda yaşaması ve bu anlamda ortak bir mücadelenin de verilebileceğini ve toplumun tüm bu bağımlılık ilişkisinden kurtulabileceği bir süreci de birlikte yaratabileceğimize olan inancımızı paylaşmak istiyorum. Bunun da mücadelesini kararlılıkla bundan sonra da ifade edeceğiz.

Tabii biz bunları belirtirken özellikle alanımızla ilgili taleplerimiz noktasında da gerçekten bugüne kadar uygulanan mobbinge, şiddete, baskıya karşı bir mücadele. Biz sağlıkta şiddet derken sürekli dışarıdaki vatandaşın sağlık emekçisine saldırısı olarak ifade etmiyoruz. Biz kışkırtılmış bir sağlık algısı üzerinden insanların bir doyumsuzluğu ve gerçekten sağlığa ulaşamama noktasında yaratılan bir şiddet olgusu ama aynı zamanda yöneticilerin ve kendilerine bağımlı olan sarı sendikamsı yapılar üzerinden de çalışan üzerinde uyguladıkları ciddi bir mobbingden bahsediyoruz, ciddi bir şiddetten bahsediyoruz. Çünkü biz çalıştığımız iş yerlerinde bu şiddetin, bu mobbingin, yer değiştirme korkusunun, gelecek kaygısının çok daha fazla yaşanmaması noktasında da bir mücadeleyi hem hukuksal hem örgütsel düzlemde eylemlerimizle ve bundan sonra da kararlılıkla vereceğimizi ifade etmek istiyorum.

Bizler aynı zamanda ebeveynler olarak da çalıştığımız yerlerde 24 saat usulü çalışan bir yapı olmanın vermiş olduğu bir yöntem de var. Buna karşı da özellikle kreş talebimizi bu dönem birçok yerde bir daha görünür kılma anlamında da mücadelemizi vereceğiz. Çünkü bizler gelirken çocuklarımızı bırakabileceğimiz sağlıklı koşulların olmamasından kaynaklı aynı zamanda bir ebeveyn olarak bunun endişesini de birlikte duyuyoruz. İş yerlerinde çocuklarımız için de bir kreş talebinin bu dönem görünür kılınması adına da bir çalışma içinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Yani önümüzde bir 8 Mart var biliyorsunuz, kadınların mücadele dönemi ve bu anlamda kadın arkadaşlarımız üzerinden hem alanlarda hem de toplumda taleplerinin daha da görünür kılma adına bir bütünsellikte bir mücadele hattını birlikte yaratacağız. Yine 14 Mart bizim için bir sağlık haftası; bu sağlık haftasında halkın görünmeyen sağlık talepleri ve çalışanların taleplerini de birlikte götüren, birlikte mücadelesini veren bir yerden de bu işi sürdüreceğiz. Tabii sadece Eskişehir’de iki günlük gezimiz üzerinden bir yaklaşım ya da bir tespit değerlendirmesinde bulunuyoruz ama Türkiye’nin tamamı üzerinden Eskişehir’i de değerlendirmek bu anlamda mümkün olacaktır. Tüm bu sorunlarımızla beraber yerellerimizde şube yöneticilerimiz yine iş yerlerinde bu buluşmaları sağlayıp buradaki temsilci arkadaşlarımızla Ankara’daki buluşmalara buradan doğru da temsilci arkadaşlarımız gelip orada bunların daha da görünür kılma adına önümüzde bir mücadele programımız var; bu mücadele programında bundan sonra kararlılıkla devam ettireceğiz.”

Kaynak: Eskişehir Olay Haber Merkezi

Deniz Topkan Eskişehir’de konuştu
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Eskişehir Olay Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin
Bize Katılın