Eskişehir’de yağışlar beklentiyi karşılamadı

WhatsApp Image 2026-02-12 at 15.15.53

Eskişehir’de etkisini sürdüren yağışların özellikle hububat ekili alanlara olumlu yansıdığını belirten Yıldıran Kılıç, buğday açısından yağmurların önemli katkı sunduğunu söyledi. Yağışların bu şekilde devam etmesi halinde baraj doluluk oranlarının artabileceğini ifade eden Kılıç, yer altı suları için aynı değerlendirmeyi yapamadıklarını dile getirdi. Geçmiş yıllarda yoğun kar yağışlarının yer altı kaynaklarını beslediğini hatırlatan Kılıç, bir–bir buçuk metreyi bulan karın yavaş eridiğini ve soğuk hava nedeniyle buharlaşma yaşanmadığını aktardı. Şubat ayında 14–15 derece sıcaklıkların görüldüğünü belirten Kılıç, kar yağmamasının ve sıcaklıkların yüksek seyretmesinin ayrı ayrı sorun oluşturduğunu vurguladı. Mevcut baraj sularının da soğuk hava olmaması nedeniyle buharlaşma riski taşıdığını kaydeden Kılıç, “Yağan yağmur hububata fayda sağlıyor ama yer altı suları açısından durum pek iç açıcı değil” dedi. Yer altı sularını besleyen temel kaynağın Porsuk Çayı olduğunu anımsatan Kılıç, üreticinin kar yağışından beklediğini bulamadığını söyledi. Şubat ayının sürdüğünü ve Mart için umut taşıdıklarını belirten Kılıç, mevcut meteorolojik verilere göre güçlü bir yağış ihtimalinin görünmediğini ifade etti.

Mihalgazi ve Sarıcakaya bölgelerinde de benzer bir durum yaşandığını belirten Kılıç, bu bölgelerde Sakarya Nehri sayesinde su ihtiyacının karşılanabildiğini söyledi. Suya yakın alanlarda alüvyonun az olması nedeniyle sığ kuyularla sulama yapılabildiğini aktaran Kılıç, buna rağmen Türkiye genelinde ciddi bir su problemi bulunduğunu dile getirdi. Özellikle İç Anadolu ve Eskişehir’de mevcut gidişatın su sıkıntısını daha da derinleştireceğini ifade etti.

Damlatma sulama yöntemini 2005 yılından bu yana uyguladıklarını belirten Kılıç, bunun tek başına yeterli bir çözüm olmadığını söyledi. Üretimde normalin dışında bir süreç yaşandığını kaydeden Kılıç, üreticinin elindeki ürünün değer bulmadığını, hatta ziyan olduğunu dile getirdi. Eskişehir pazarının kısmen istisna olabileceğini belirten Kılıç, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde sebzelerin üretici fiyatının üç-dört katına satıldığını aktardı. Bu durumun ne üreticiye ne de tüketiciye fayda sağladığını belirten Kılıç, kazancın aradaki aracılara gittiğini, aracının elde ettiği gelirin üçte birini üreticinin kazanamadığını söyledi. Son iki yılda üretim fazlalığına bağlı talep düşüşü yaşandığını ifade eden Kılıç, ürünlerin yaklaşık yüzde 50’sinin tarlada kaldığını kaydetti.

Pazardaki fiyatlara da değinen Kılıç, domatesin 90 TL’ye, salatalığın ise 120 TL’ye kadar çıkabildiğini belirtti. Mersin’de yaşanan sel felaketinin seralara zarar verdiğini ve bunun fiyatlara yansıdığını ifade eden Kılıç, serbest piyasa koşullarında ürün bol olduğunda fiyatın düştüğünü, az olduğunda ise yükseldiğini söyledi. Ancak enflasyonun çok üzerinde artan sebze fiyatlarının dengeli bir yapı oluşturmadığını dile getiren Kılıç, tüketicinin pahalı ürünü almama yolunu tercih edebileceğini belirtti. “Ben de bir tüketici olarak 120 TL’ye salatalık almam” diyen Kılıç, kış ortasında turfanda ürünün maliyeti olduğunu ancak fiyatlandırmada daha vicdanlı olunması gerektiğini ifade etti.

Eskişehir’de üretici sayısında düşüş yaşandığını da belirten Kılıç, gençlerin tarıma yönelmediğini ve farklı sektörlere kaydığını söyledi. Mesleği yeni nesle sevdirmeye çalıştıklarını ancak ilginin giderek azaldığını dile getiren Kılıç, “Açık konuşmak gerekirse, belki de bu işi yapan son kuşak biziz.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Eskişehir Olay Haber Merkezi
Exit mobile version