Saadet Partisi Tepebaşı İlçe Kadın Kolları Başkanı Sibel Türkmen, yaptığı açıklamada Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkmen, ülkede konuşulan sorunların derin bir çözülmenin sonucu olduğunu belirterek, “Türkiye bugün birçok sorunla karşı karşıyadır. Ekonomi konuşuluyor, güvenlik konuşuluyor, siyaset konuşuluyor. Ancak şunu açıkça ifade etmek zorundayız: Bu sorunların kalıcı hâle gelmesinin sebebi, insanın, toplumun, siyasetin ve kurumların birlikte aşındığı derin bir çürüme sürecidir” dedi.
Sürecin bir günde ortaya çıkmadığını ifade eden Türkmen, “Bu çürüme bir günde ortaya çıkmamıştır. Geçici bir kriz de değildir. Zamanla biriken, derinleşen ve hayatın her alanına yayılan yapısal bir çözülmeden söz ediyoruz” ifadelerini kullandı. Çözülmenin bireyden başladığını belirten Türkmen, “Bugün birçok alanda ‘Doğru mu?’ sorusunun geri planda kaldığını, ‘Bana ne kazandırır?’ anlayışının öne çıktığını görüyoruz” diye konuştu.
Aile yapısındaki sorunlara da değinen Türkmen, “Aile, değerlerin öğrenildiği ilk yerdir. Ancak bugün aile; ekonomik baskılar, iletişimsizlik ve güvensizlik altında ayakta kalmaya çalışmaktadır” dedi. 2025 yılının aile yılı ilan edilmesine rağmen ailelerin zor bir dönemden geçtiğini savunan Türkmen, toplumsal çözülmenin kurumlara da yansıdığını belirtti.
Siyasal alandaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Türkmen, “Siyaset ahlaki zeminini kaybettiğinde, hizmet yarışı yerini çıkar mücadelesine bırakmaktadır” ifadelerini kullandı. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelere de dikkat çeken Türkmen, çocukların güvenliğinin siyasi tartışmaların gölgesinde bırakılmaması gerektiğini söyledi.
Toplumsal barış vurgusu yapan Türkmen, “Bu düzen hepimizi yordu. Kimimizi daha fazla, kimimizi daha az… Ama kimse masum değil, kimse de yalnız değil” dedi. Çözümün ortak sorumlulukla mümkün olacağını belirten Türkmen, “Bu mücadele, yalnızca bir kesimin ya da tek bir siyasi aktörün sorumluluğu değildir. Hepimizin sorumluluğudur” diye konuştu.
Türkmen, Saadet Partisi olarak adalet, liyakat ve ahlaki sorumluluk temelinde bir Türkiye hedeflediklerini belirterek, “Çürümeye karşı durmak bir tercih değil, bir vicdan borcudur” ifadelerini kullandı. Açıklamasında, mevcut anlayışı kabul etmediklerini ve değişim sağlanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

















